|
Murat Otomasyon Genel Müdürü Hasan Ali Altındaş: Türkiye zengin bir ülke değil. İnsanlar sık sık araba değiştirmemeliler, ekonomik ömrü tükenmeyen makinaları kullanmaya devam etmeliler. Bunun yolu da makina revizyonundan geçmektedir.
Özellikle orta ve büyük makinalarda revizyon veya retrofit için yapılan maliyetlerin yenisine oranla çok hesaplı olduğunu kaydeden Murat Otomasyon Genel Müdürü Hasan Ali Altındaş, “İyi planlanmış bir retrofit projesi sonunda, sıfır bir makinanın % 30 bedeline sıfır makina ayarında ve performansında bir makina sahibi olma imkanı vardır. Firmalarımızın bu fırsatı görmeleri ve istifade etmeleri gerektiği inancındayız. Murat Otomasyon olarak biz özellikle orta ve yüksek ölçekli makinaların ömürlerini uzatıyoruz, değişen iş gereksinimlerine uygun hale getiriyoruz” dedi. Sayın Altındaş sorularımızı şöyle yanıtladı.
Hasan Ali Bey sizi ve firmanız Murat Otomasyon’u okurlarımıza tanıtmak amacıyla yapmış olduğunuz projeleri ve çalışma alanınızı bize kısaca anlatabilir misiniz
Ben İstanbul Teknik Üniversitesi Fizik Mühendisliği Bölümü 1985 yılı mezunuyum. Aslında emekli teknisyen asb. olan babama yardımla başladığım bu iş gerçek mesleğim oluverdi. Babamdan kalan sanırım bir alışkanlıkla kimsenin cesaret edemediği işlere odaklanan bir firma oluverdik. Bu yüzden yaptığımız tüm işler standart değil extrem işlerden oluştu. Hem ben hem de firmamız Murat Otomasyon özel işlerde uzmanlaşmış bir mühendislik firması haline geliverdi. Bu işler bizi tanınan ve mühendisliği kuvvetli tecrübeli bir firma haline getirdi. Oldukça eski bir firma sayılırız otomasyon alanında. Neredeyse her alanda çalıştık Tüpraş Kocaeli rafinerisinde alternatör kontrolü, Cp yem fabrikalarında yem fabrikası otomasyonu, Simav’da sunta hattı otomasyonu gibi çeşitli projeler gerçekleştirdik. Uzun yıllar gıda ve otomotiv sektöründe bazı işlerde servo motorlar ve servo kontrol işleri yaptık, bu bizi başka bir dünyaya taşıdı ve deneyimimizi, daha önceden çok işler yaptığımız tank palet fabrikasında bir CNC revizyonuna kadar götürdü. Bu proje, Türkiye’de ilk yapılan özel bir aracın işlemesinde kullanılan 2 adet her biri 5 eksenli tablası 14m ye 5 mt olan borwerk’lerden oluşuyordu. Toplam 1 ay içerisinde bitirerek 1000/5 mm hassasiyetinde teslim ettiğimiz bu iş ile hem bir ödül hem de inanılmaz bir taktir toplarken, bu proje bizi sektörde bugünkü yerimize taşıyan bir vesile oldu. İlginç olan CNC kariyerimize en karmaşık ve en büyük projeyle başlamamızdır. CNC işlerini yaparken hiç marka ayırımı yapmadık. Müşteriye odaklı çalıştık. Her zaman söylüyorum bizim bir ürünü kullanmak için yalnızca dokümana ihtiyacımız vardır. Kalanı abartılı olacak ama sanırım bu bir gerçek, gözümüz kapalı yapar hale geldik. Fakat çok farklı ürün kullanmanın iki türlü handikapı bulunmakta; birincisi sorumlu olduğunuz yelpaze çok genişliyor ve muhatap olduğunuz insan sayısı, ürün sayısı artıyor. İkincisi bu ürünlerin arkasında olan bazı firmalar ya da kişiler alanlarını değiştirip ürünlerinin arkasından çekiliyorlar ve siz müşteri ile baş başa kalıyorsunuz. Bu handikaplar sizi çok yorar hale geliyor. Diğer taraftan da faydası var sanırım. Her ürünün artısını eksisini öğreniyorsunuz. Bu tecrübeler ‘iyi bir ürün nasıl olur ve neler yapabilirsiniz’ sorularının tüm cevaplarını sizde hazır bulundurur. İşte tüm bu deneyimler bizi Fanuc’a taşıdı.
Sanırım artık ‘sorun ve problem ‘kelimesi nedir, unuttuk. Fanuc’da yaptığımız bir proje, ki bu extrem’dir, gerçekten nasıl isabetli bir karar verdiğimize en iyi örnektir. Toto sürpriz yumurta üretim hattına direkt girerek hareketli hatta krema basma işini yaptık. Bu 8 eksenli bir iştir ve bir CNC’nin tüm aletlerden ne kadar hızlı çalıştığına da görsel bir örnektir. Gerçekleştirdiğimiz projelerin büyük kısmı başka firmaların yapmaya kalkışıp tamamlayamadıklarıdır. Bizim firma olarak şu ana kadar alıp da altından kalkamadığımız bir projemiz olmamıştır. Bu da doğru ve tecrübeli bir mühendislik kadrosuyla olmaktadır.
Neden FANUC ile çalışıyorsunuz
Çeşitli gerekçelerimiz var. Birincisi işlevsellik. Şahsen, kullanacağım cihaz ile değişik gereksinimleri karşılayabilmek isterim. Tek bir işe yarayacak, farklı yerlerde kullanılamayacak sistemler bana pek sempatik gelmez. Bunca yıllık deneyimlerimden kurduğum sistemlerin zaman içinde değişik gereksinimleri karşılamalarının isteneceğini biliyorum. Dolayısıyla esneklik özelliği yüksek cihazları tercih ediyorum. İkinci gerekçe kolay kullanım ve öğrenim özelliğinin bulunması. Bu özellik hem sistem entegratörünün hem de müşterinin çok arzu ettiği bir konudur. Her iki tarafa da büyük avantajlar sağlar. Ürünün operatöre dönük yüzü kuvvetli olursa kullanıcılar da benimserler. Örneğin Fanuc’da kurulum sırasında kablolama çok azdır. FANUC lego gibidir, takar gideriz. Kendine özel realtime çalışan bir işletim sistemi vardır. Açılış ve uygunsuz kapanışta herhangi bir sorun yaşanmaz. Çok hızlı açılır CNC. Parametrik olması bizi çok rahatlatır. Elektriksel dalgalanmalardan asla etkilenmez. FANUC’u tercih etmemizdeki üçüncü neden de sağlam olması, bakım gerektirmemesidir. Arıza oranı diğer CNC’lere göre çok düşüktür. Genel olarak sistem entegratörleri tamamladıkları projelerin kısa süreler içinde sorun çıkarmasından hiç hoşlanmazlar. Zaten düşük marjlarla çalıştığımız için servislere zaman ayırmak karlılığı iyice aşağıya çeker. Fiyat rekabeti içinde olduğumuzdan bu beklentimiz normal karşılanmalıdır. Bunun için kullandıkları araçlar, cihazlar güvenilir olmalıdır. Gördüğünüz gibi FANUC tercihim için güçlü gerekçelerim bulunuyor.
Aynı özelliklerde başka marka yok mu
Vardır, hemen isim de vereyim. Benim için büyük sistem kurarken kullanılabilecek iki marka Siemens ile Allen Bradley’dir. Bunlar dünyanın en güçlü ürünleridir. Dünyanın büyük projelerine baktığım zaman bu iki markayı görüyorum. Benim bilgimin dışında başka markalar da olabilir. Ancak neden FANUC sorunuza madde madde yanıt verirken bir konuyu belirtmedim. Her sistem entegratörünün içinde bir markaya yönelik sempati oluşur zaman içinde. Biraz önce bahsettiğim teknik konuların dışında bir de duygusal yakınlık vardır.
Belki de en önemlisi bu
Olabilir, özellikle duygusal insanlar için doğrudur. Tabii diğer şartlar eşitse sempati duyulan marka ağır basar. Mühendisler mantıklı ve gerçekçi olmak zorundadırlar, teknik ve ekonomik yetkinlik önceliklidir.
“MEVCUT MAKİNALARIN EN VERİMLİ VE MODERNİZE EDİLMİŞ ŞEKİLDE KULLANILMASI TEMEL ESASTIR”
Siz Türk endüstrisine ne şekilde hizmet etmektesiniz, kimler Murat otomasyonu, Hasan Ali Altındaş’ı aramalılar
İş hayatına atılırken bu soruyu ben de kendime sordum, “Ben hangi sektörün neresinde olmalıyım” dedim. Yanıt, makina otomasyonu ve revizyonu oldu. Türkiye zengin bir ülke değil. İnsanlar sık sık araba değiştirmemeliler, ekonomik ömrü tükenmeyen makinaları kullanmaya devam etmeliler. Sanayi üretimde kullanılan bütün makinalar bizim öz milli servetimizdir. Her işletme sahibi için makinaları onlar için çok önemlidir. Mevcut makinaların en verimli ve modernize edilmiş şekilde kullanılması temel esastır. Bu bizim gibi ekonomilerde işletmeler için gerek ve şarttır. Bunun yolu da makina revizyonundan geçmektedir. Özellikle orta ve büyük makinalarda revizyon veya retrofit için yapılan maliyet yenisine oranla çok hesaplıdır. İyi planlanmış bir retrofit projesi sonunda, sıfır bir makinanın %30 bedeline sıfır makina ayarında ve performansında bir makina sahibi olma imkanı vardır. Firmalarımızın bu fırsatı görmeleri ve istifade etmeleri gerektiği inancındayız. Murat Otomasyon olarak biz özellikle orta ve yüksek ölçekli makinaların ömürlerini uzatıyoruz, değişen iş gereksinimlerine uygun hale getiriyoruz. Ancak diğer makinaları da yenileme işlemi yapıyoruz.
“YABANCI MAKİNA TASARIMCILARI REZONANSI DİKKATE ALARAK TASARIM YAPIYOR”
Yaptığınız iş ülkemize döviz kazandıran bir iş aynı zamanda. İkinci el makina alırken mekanik kısmı sağlam olmalı değil mi. Geçen gün gazetede bir haber vardı; eski başbakan sayın Mesut Yılmaz devletin kendisine verdiği arabanın lenduha olduğunu, her iki saatte yarım saat aracının dinlendirilmesi zorunluluğundan şikayet ediyordu. Konu metal yorgunluğu. Makinaların metal yorgunluğu bulunup bulunmadığı nasıl anlaşılır.
Mekanik malzemenin yorulması demek plastiğe dönüşmesi demektir. Plastik deformasyon bölgesine gelmiş olması, elastik özelliğini kaybetmesi demektir. Her malzemenin bir mukavemet sınırı bulunur. İngilizce’de ‘creep’ denilen sabit yüke uzun süre maruz kalmanın getirdiği etkiler metal yorulmasına neden olabilir. Bundan başka bir de makinalarda kullanılan motorların sürekli aynı frekansta çalışmalarının getirdiği etkiler de metal yorulmalarına neden olur. Bizim makina üreticilerimizin bazıları yabancı marka makinaların benzerlerini yaparlarken bazı parçaların gereksiz yere konmuş olduğunu düşünerek kendi yaptıkları makinalarda kullanmazlar. Ancak yabancı makina tasarımcıları rezonansı dikkate alarak tasarım yaptıklarından, makinayı rezonansa karşı korumak üzere o parçayı makinaya monte etmişlerdir.
Makinanın doğal frekansına bakıp titreşime girmeyecek şekilde bir tasarım yapmışlardır diyorsunuz
Evet. Çünkü her cismin bir doğal frekansı vardır. Makina çalışırken o frekansa yakalanırsa dağılabilir. Korumak için konuyu bilmeyenlerin gereksiz zannettiği önlemler alınır. Özellikle Almanlar bu konuya çok önem verirler. Makinalarının üzerlerinde garip görünümlü kanatçıklar olur. Bunlar frekans yorulmasına karşı makinayı korumak içindir. Eski Doğu bloğu ülkeleri de bu konuyu çok önemserler. Metal yorgunlu olan makina kendini belli eder. Bunu engellemek için kullanılan araçlardan birisi de amortisörlerdir. Amortisörler çok çeşitlidir, pek çok yerde trapez öz eğrili amortisör kullanılır, bu da amortisör teknolojisinden yeteri kadar yararlanılamamasına neden olur.
Hasan bey ülkemiz retrofit uygulamalarından yeteri kadar yararlanıyor mu.
Maalesef yararlanamıyor.
“RETROFİTTİNG YAPACAK KİŞİNİN MEKATRONİK FORMASYONU OLMASI GEREKİR”
Neden yararlanamıyoruz.
Nedenlerin başında retrofit’in arkasında Ar-Ge olmaması gelmektedir. Retrofit yaparken makina incelenir, mekanizmalarına, nasıl çalıştığına bakılır ve yenileme yapılır. Burada başarı retrofit yapacak kişinin yeteneği ile orantılıdır. Bu da güven duymama sorunu yaratmaktadır. Konu yalnızca teknik performans da değildir, işin içinde emniyet faktörü de bulunur. Örneğin bir dik torna çalışırken aşağıda 2,2 metre çapı olan bir volan dönüyor. Bir kaza olması; gerek mal gerekse can emniyeti bakımından çok büyük bir risk yaratır. Makinalar giderek mekatronik ürünler haline gelmiş olduklarından retrofitting yapacak kişinin de mekatronik formasyonu olması gerekir. Bu yoksa retrofitting çalışmaları başarıya ulaşamaz. Bu nedenle firmaların CNC partnerleri çok azdır. Firmalar konuyu kendi bünyeleri içinde halletmeyi tercih ederler. Dışarıdan CNC hizmeti veren kişilerin de akredite olmalarını şart koşarlar. Revizyon, retrofitting yapan kişinin hataları; operatörleri, işgörenleri tehlikeye atar. Şirketi de büyük sorumluluk altına alır. Bu nedenle piyasada iyi ve güvenilir firma bulmak zor olmakta dolayısıyla firmalarımız retrofitting’in sunduğu potansiyel getirilerden tam olarak yararlanamamaktadırlar.
Değerli açıklamalarınız için çok teşekkür ederiz.
ST. Makina Dergisi / Ağustos 2009
|