Pres üretim adetlerindeki düşüklüğün sebebi mekanik ömrünü tamamlamış ithal presler
Sektörel Haberler - Sac İşleme

Türkiye’de pres üretim adetlerinin düşük olmasının en önemli nedenini, halen yurtdışından 18-30 yaşlarında, kullanılmış ve artık neredeyse mekanik ömrü bitmiş preslerin getiriliyor olmasına bağlayan Atilla Ataç, “Türkiye’de pres üretimlerinin gelişme süresinin hızlanabilmesi için öncelikle bu tür preslerin yurtdışından ithalatına yaptırımlar getirilmeli. Maalesef ki Türkiye bir zamanlar nasıl yurtdışından gelen hurda araç mezarlığına döndüyse geldiğimiz noktada pres mezarlığına dönüştüğümüzü son 4 senedir ithal edilen pres adetlerinden görebiliyoruz” dedi.
Her sektörün kendi içinde bazı seçim kriterleri vardır. İnşaat sektörü, beyaz eşya ve otomotiv sektörlerinin standartları kalite ve hassasiyet beklentileri birbirinden farklılıklar göstermektedir. Bu nedenle, sektörler bazında ürün klasmanları vardır. Karakoç bu klasmanları belirlerken her zaman kullanıcıya artı kazanımlar sağlayacak ürünler geliştirmiştir. Yani kullanıcı bizden, bir pres makinasını alırken bunu o gün için ihtiyacını görecek pres değil en azından orta ve uzun vadeli kullanım ihtiyaçlarına cevap verecek pres aldığını bilir. Biz projelerimizi Solidworks, Catia, VX Cad, Worknc gibi programlarda tasarlayıp doğrulamasını bu programlarla yapıyoruz.

FİYAT ODAKLI BASKILAR DAHA VERİMLİ MAKİNALARIN ÜRETİMİNİ ZORUNLU KILIYOR

Pazarlardaki fiyatsal yoğun baskılar, üretim maliyetlerini direk etkilediğinden üreticiler mevcut üretim şartlarında verimliliklerini artırmaya çalışıyorlar. Bunun için de üretim makinalarında mekanizasyonun iyileştirilmesi veya imkanları oranında yeni nesil makina yatırımları kaçınılmaz oluyor.

“TÜRKİYE’DE STANDARDİZASYON HENÜZ OLUŞAMADI, HER ÜRÜNÜN TESTLERİ BİR SÜRE DAHA YAPILMAK ZORUNDA”

Kulvardaki Avrupalı ve Uzak Doğulu firmaların yoğun üretim adetleri var. Bu yüksek adetli üretimler onları, standartlara götürmüş. Dolayısıyla aynı üründen yüzlerce yapar duruma geldiklerinde tekrarlanabilirlik testlerini geçmişler. Yani bu büyük firmalar, presi üretirken artık modüler sistemlere geçtiklerinden ürünü üretip monte edip test etmiyorlar. Ürün müşteri işyerinde monte ediliyor ve devreye alınırken test ediliyor. Gelişmekte olan ülkeler içinde olduğumuzdan hem Türkiye hem de bu pazarda olan diğer ülkelerde yüksek adetli üretimler henüz oluşmadığından standardizasyon oluşamamıştır, en azından bu bir süre daha böyle gidecektir. Bu nedenle standart pres üretimleri yerine müşteri ihtiyaçları doğrultusunda ölçüsel farklılıklar göstermektedir. Dolayısıyla her bir ürünün mekanik ve ömür testleri bir süre daha yapılmak zorundadır.

“YERLİ ÜRETİCİLER YARIŞTAN KOPMAMAK İÇİN GELİŞMELERİ YAKINDAN TAKİP EDİLMELİ YENİ NESİL PRES ÜRETİMLERİNE GEÇMELİ”

Türkiye pres üretimi adetleri düşüktür. Bunun en önemli nedeni bu yıl itibarı ile halen yurtdışından 18-30 yaşlarında kullanılmış artık neredeyse mekanik ömrü bitmiş preslerin Türkiye’ye getiriliyor olmasıdır. Türkiye’de pres üretimlerinin gelişme süresinin hızlanabilmesi için öncelikle bu tür preslerin yurtdışından ithalatına yaptırımlar getirilmelidir. Maalesef ki Türkiye bir zamanlar nasıl yurtdışından gelen hurda araç mezarlığına döndüyse geldiğimiz noktada pres mezarlığına dönüştüğümüzü son 4 senedir ithal edilen pres adetlerinden görebiliyoruz. İstatistiksel verileri olmamasına rağmen yakından takip ettiğimiz sektörel çalışmalar bunu gösteriyor. Yan sanayicilerin kar marjlarının da düşük olması nedeniyle ana sanayilerde yan sanayicilere bu yatırımları yaptırırken yönlendirici olmamaktalar. Türkiye’de pres üretimde neredeyse duayen olan firmalar bu nedenle kulvarda yarıştan kopmamak için büyük enerji sarf ediyorlar.

Bunun için de Dünyadaki gelişmeler yakından takip edilmeli kendi imkanları ile yeni nesil pres üretimlerine geçmeye çalışmalıdırlar. Karakoç bu yolda biraz ileridedir. Bu mesafeyi Uzakdoğulu firmalar yakında kapatacaklardır. İşte bu noktada devletin sanayi politikaları merkeziyetçilikle oluşturulamaz. Yabancıların şu an için yol mesafeleri, satış sonrası destek verememeleri ve temsilcilik bazında çalışmaları yerli presçiler için bir avantajdır ama dünya hızlı ulaşım araçları ile küçülmeye başlamıştır. Enerji (elektrik, akaryakıt) hammadde lojistik, vergi yükleri, karayolu taşımacılığı, gelişmeyen demiryolu ve denizyolları taşımacılığı üreticinin en büyük girdilerdir. Ayrıca verimsizliklerden doğan işçilik maliyetleri ve sosyal anlayış politikalarının oluşturulamaması da işin psikolojik maliyetleridir. Ayrıca yatırımcı için tesis, gayrimenkul ve finansal argüman maliyetleri de bir handikaptır. Biz pres üretiyoruz ve kullandığımız ana madde çelik platina malzemelerdir.

Ama istediğimiz özelliklerde ve ölçülerde bulmamız mümkün olmadığından yurtdışına bağlı kalıyoruz. Döviz dalgalanmaları nakliye ve vergi yükleri işte size işin başında maliyetlerinize biniyor. Devleti yönetenler sanayinin içinde neler oluyor bilmek zorunda. Bizim ana girdimiz olan hammaddeyi üretmek durumundayız. Veya en azından ucuza temin etmek teşvik edilmeli. Makina sektörü de Türkiye’de iyi bir yere geliyor ama Tayvan seviyesine maalesef henüz ulaşamadık. Sektörü temsil eden kuruluşlar yazılı basında konuşuyorlar ama sanayiden gelen yaptırım gücünü maalesef yeteri kadar kullanamıyorlar.

“OTOMOTİVDEKİ DARALMA, BİZİ MAKİNA SEKTÖRÜNDE ARAYIŞLARA SÜRÜKLEDİ”

Karakoç’un ana faaliyet konusu otomotiv yan sanayidir. 1978 yılından beri bu sektörün içinde oluğundan kalıpçılık ve soğuk şekillendirme işini iyi biliyoruz. Ancak otomotivdeki daralma, büyüme trendlerindeki kar marjlarının çok küçük kalması ve sektörde yaşanan sıkıntılar bizi makina sektöründe arayışlara sürükledi. Bu nedenle son iki yıldır pres üretime ağırlık verdik. Pres makinaları, başta otomotiv, beyaz eşya olmak üzere enerji ve inşaat sanayinin hemen hemen tüm alanlarında kullanılmaktadır. Standart ürünler olarak 45 ton ile 315 ton aralığı C tipi mekanik presler 250 ile 315 ton aralığı D tipi Mekanik presler, 315 ile 2000 ton aralığı H tipi mekanik presler, 400 ila 5000 ton arası Hidrolik pres ve bunlar arası parça transfer otomasyon sistemleri gibi çözümlerle sektörde yerimizi alıyoruz.
Bu yıl İtalya düzenlenecek EMO fuarına katılacağız.

“BÜYÜMEMİZDE EN BÜYÜK ETKEN YURTDIŞINDAN ALDIĞIMIZ İŞLER”

Karakoç’un bu kulvarında profesyonel olarak süresi 2 yıldır. Bu süre içinde çok yüksek bir ivme ile hem cirosu hem de yatırım itibarı ile büyüme gerçekleştirdik. Bu büyümede en büyük etken ise üretimimizin neredeyse % 80’ini yurtdışından aldığımız işlerin oluşturması. İç pazarda agresif faaliyetimiz olmayacak ama yurtdışında özellikle bazı girdiğimiz uluslar arası ihalelerde dünya devi firmalarını rahatsız ettiğimizi biliyoruz. Bu da bizim bu kadar kısa zamanda geldiğimiz noktayı gösteriyor. 2009 yılını, 2010’nun ilk yarısına bağlanmış işlerimizle kapatmış bulunuyoruz. Ancak yine yurtdışı takibini yaptığımız bazı projeler var. Bu yıl özellikle, yaptığımız ve Türkiye için yeni olacak bazı projelerimizi Ar-Ge kapsamında çalıştık ve çok da başarılı olduk. Bunlardan 3 tanesiyle TÜBİTAK’a müracaat ettik ve 3’ü de destek kapsamına alındı. Şartların elverdiği oranında bu girişimlerimiz devam edecek.

ST. Sac İşleme Teknolojileri / Eylül 2009


 
English French German Italian Spanish

Online Üyeler

0 Üye Online | Hepsini Gör

Görsel Eğitim


Views :
225

Anket

Sitemizde Hangi Konulara Ağırlık Verelim?
 

Kimler Online

Şu anda 96 ziyaretçi çevrimiçi

İstatistikler

Üye : 3378
İçerik : 1741
İçerik Görüntüleme Sayısı : 3854027

RSS


Rastgele Resim